Dünya üzerinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerden biri sigara kullanımıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sigara
Dünya üzerinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerden biri sigara kullanımıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sigara kullanımı aynı zamanda birey ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyen bir alışkanlıktır. Sigara kullanma alışkanlığı olan insanların sigaranın zararları konusundaki bilgilerini artırmak suretiyle, insanların sigara kullanma alışkanlığından uzaklaşmasını sağlayacak davranış değişikliklerini yaratmak amaçlanmaktadır.
Kişileri ve gelecek nesilleri tütün ürünlerinin zararlarından, bunların alışkanlıklarını özendirici reklam, tanıtım ve teşvik kampanyalarından korumak ve herkesin temiz hava soluyabilmesinin sağlanması amacıyla 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zaralarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun 07.11.1996 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
4207 sayılı Kanun kapsamında sağlık, eğitim-öğretim ve kültür hizmeti veren yerlerde kapalı spor salonlarında, toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ve bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekânlarda, tütün ve tütün mamullerinin içilmesi yasaklanmıştır.
Ayrıca, 4207 sayılı Kanunun “Diğer Koruyucu Önlemler” başlıklı 3 ve devamındaki maddelerinde, her ne amaçla olursa olsun tütün ürünlerinin isim, logo veya amblemleri kullanılarak bildirim yapılamaz, basın yayın organlarına ilân verilemez, hükmüne yer verilmiştir. Televizyonda yayınlanan programlarda, filmlerde, dizilerde, müzik kliplerinde, reklam ve tanıtım filmlerinde tütün ürünleri kullanılamaz, görüntülerine yer verilemez.
Takiben sigara içilebilecek alanlarla ilgili olarak önemli sınırlamalar öngören Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunda Değişiklik öngören 5727 sayılı Kanun 19 Ocak 2008 tarih ve 26761 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun, lokanta, kahve, cafe gibi yerlerde sigara içilmesine ilişkin sınırlamalar getirmiştir.
Bu Kanun kapsamında kapalı alanlarda sigara içen kişiler ve mekân işletmecileri aleyhine idari para cezaları tahakkuk ettirilmektedir. Para cezalarının oranı, caydırıcı olması açısından önem teşkil etmektedir. 2023 yılı itibarı ile de bu cezalar artırılmış; kapalı alanda sigara içmenin cezası şahıslara 188 TL, sigara içimine müsaade eden işletmelere de 2.579 TL ile 12.938 TL ceza uygulanacak. Kapalı alanlara “Sigara İçilmez Uyarı levhası” asılmamasının cezası ise işletmeye 1.833 TL olarak belirlenmiştir.
Bunun yanı sıra sigara içilebilir alanlara da kısıtlamalar getirilmiş; bakımevi, cezaevi, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde sigara içilebilir alan toplam alanın yüzde 10’unu geçmeyecek şekilde belirlenmiştir. Sigara içilebilir alanların, koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit edilmesi öngörülmüştür. Söz konusu alanların tavan, kapı ve pencereleri dışında dört tarafı duvar ile çevrili olması ve standartlara uygun şekilde havalandırma tertibatı kullanılacak bu bölümlere 18 yaşından küçüklerin girmesine izin verilmemesi yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülüklere aykırılık halinde ilgililer aleyhine değişen oranlarda idari para cezası tahakkuk edileceği öngörülmüştür.
İş yerlerinde sigara içilmesine ilişkin yasal düzenlemeler ve Yargıtay’ın bu yöndeki bakış açısını değerlendirecek olursak;
Kapalı alanlarda sigara içilmemesi yönünde ki yasaklar, yükümlülükler ve cezai yaptırımlar, aynı şekilde iş yerleri içinde geçerlidir. İşyerlerinin özellik arz ettiği nokta şudur ki; İşverenin işyerinde yönetim hakkı kapsamında alabileceği önlemlerden biri de sigara içme yasağına ilişkindir. İşveren, iş sözleşmesine, personel ve disiplin yönetmeliğine ekleyeceği bir hüküm ile işçilerin işyerinde sigara içmelerini yasaklayabilir. Bir işyerinde sigara içme yasağı uygulanıyorken işçinin yasağın söz konusu olduğu bölgelerde sigara içtiğinin tespit edilmesi halinde, işçinin iş akdi haklı nedenle derhal feshedilebilir. Yine işyerinde gerçekleştirilen faaliyet ve üretim tekniği yangın riskini artırıyorsa bu durumda işveren sigara içilmesini yasaklayabilir. İşyerinde yangın riskine karşılık sigara içilmesi yasaklanmış ve bu yasağa rağmen işçinin sigara içtiği tespit edilmişse işçi iş akdi haklı nedenle derhal feshedilebilir. Yargıtay’ın bu konu hakkındaki kararları işverenler lehine olmaktadır.
İşveren ayrıca direkt olarak 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun’a dayanarak da işyerinde sigara içme yasağı uygulayabilir. Bu şekilde Kanunun öngördüğü şekillerde kapalı alanlarda sigara içilmesi yasaklanabilir. Bu ihtimalde; işveren tarafından işyerinde sigara içilebilecek uygun bir ortam da oluşturulmak durumundadır. Uygun ortam yine yeni düzenlemelerle tecrit usullerine uygun oluşturulmalıdır. Kanunun öngördüğü yasaklara uygun şekilde sigara içilebilecek bir alan oluşturan işveren, somut olayın özelliklerine göre bu alan dışında sigara içtiği tespit edilen işçinin iş akdini haklı nedenle derhal feshetme hakkına da sahip olabilir. Ayrıca, işveren işyerinde sigara içmeyi yasaklamakla birlikte sigara içen işçiye ücret kesme cezası da uygulayabilir. Ancak ücret kesme cezası bir ayda iki günlük ücreti aşar nitelikte olmamalıdır. İşverenin bu kapsamda işçi ücretlerinden kestiği tutarları, işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hesabına yatırmak zorundadır.
İşveren işyerinde verimin düşmesini engellemek için de sigara içilmesini yasaklayabilir. İşyerinde gerçekleştirilen faaliyetin kısa duraklamalara izin vermemesi veya sigara içilmesinin işyerindeki verimi düşürdüğünün ispatlanması durumunda işveren sigara içilmesini yasaklayabilir.
Yargıtay’ın sigara yasağı ile ilgili içtihatları aşağıda sunmuş olduğumuz başlıklarda yoğunlaşmaktadır;
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 09.07.2007 gün 2007/ 11576 Esas, 2007/22279 Karar sayılı ilamı ile; “…Dosya içeriğine göre mobilya sanayi konusunda faaliyet gösteren işyerinde ahşap, boya gibi kullanılan malzemelerin çabuk yanacak neviden olduğu anlaşılmaktadır. İşyerinde kantin dışında sigara içme yasağı olduğu, zaman zaman tuvalette sigara içtikleri tespit edilen işçilerin uyarıldığı tanıklarca ifade edilmiştir. Mahkemece işyerinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda tuvaletin lavabo kısmının ikinci kapısının boyahane bölümüne açılması sebebiyle tiner ve parlayıcıların bulunduğu bu bölüme atılan bir izmaritin parlamaya ve yangına sebebiyet vermesinin ihtimal dâhilinde olduğu belirtilmiştir. Davacının sigara içilmesi serbest olan bölümde değil de, iş güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde yasak yerde sigara içtiği açıktır. Bir kısım işçinin sigara içme konusundaki yasağa aykırı davranışlarının daha önce hoş görülmüş olması veya bölüm şeflerinin söz konusu yasağa uymamaları davacının eylemini fesih için geçerli neden olmaktan çıkaramaz. Mevcut olgulara göre davacının iş sözleşmesi geçerli nedenle feshedildiğinden işe iade isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.”
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 10.05.2016 gün 2016/ 11845 Esas, 2016/14174 Karar sayılı ilamı ile; “…Dosya içeriğine göre, somut olay bakımından işverenin işyerinde sigara yasağına ilişkin uyarıları tuvalet dâhil işyerinin dört bir yanına uyarıcı yazı ve levhalar asmak suretiyle yerine getirdiği anlaşıldığı gibi kapalı mekanlarda sigara içmenin aynı zamanda bir yasa ihlali olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ayrıca işverenle işçinin de üyesi olduğu işçi sendikası arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin eki niteliğindeki iç yönetmeliğin 39 uncu maddesinde, sigara içilmez işareti bulunan yerlerde sigara içmek, kibrit ve çakmak kullanmak, buralara sigara, ateş veya yanıcı ve parlayıcı maddeyle girmek işten çıkarma sebebi olarak belirtilmiştir. Bu sebeple, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere tek başına sigara içilen yerin tuvalet olması, tuvaletlerin fayanslarla kaplı oluşu gibi gerekçelere dayanılarak davacının işe iadesi yönünde hüküm kurulması hatalıdır. Üstelik iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olan davalı tanığının beyanlarından da anlaşıldığı üzere, tuvaletin üretim alanlarına yakın mesafede bulunması ve etrafta bulunan maddelerin yanıcı nitelikte olması hususları göz önünde bulundurulduğunda sigara içilmesinin tüm işyeri ve iş güvenliği bakımından tehlike oluşturacağı kabul edilmelidir. Tüm bu sebeplerle somut olay bakımından, davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 28. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinden yer alan “işçinin kendi isteği ve savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi…” nedenine dayanarak haklı sebeple feshettiğinin kabulü gerekirken, feshin geçersizliği ve işe iade isteminin kabulü yönündeki mahkeme hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.”
Görüldüğü üzere, mevcut mevzuatın getirdiği yükümlülükler ve yüksek mahkeme kararları bireylerin yaşam kalitesini düşüren sigara kullanımını minimuma indirmek hedefi ile oluşturulmuştur. Sigara kullanmayanlar için bile sigara içilen bir ortamda bulunmak ve bu ortamdaki kirli havayı teneffüs etmek pasif sigara kullanımı olarak ifade edilmekte, aktif sigara kullanımının sebep olduğu hastalıklara hemen hemen aynı oranlarda yol açabilmektedir.
Sunmuş olduğumuz mevzuat ve yüksek mahkeme kararları ışığında daha da önemlisi bireyin sağlıklı yaşam hakkı çerçevesinde sağlıklı yaşamak konusundaki kararlılığınıza ışık tutmasını diliyoruz.
Av. Simay Dalgıç