728 x 90

6331 Sayılı Kanun Öncesi ve Sonrası İnşaat Sektörü Uygulamaları

6331 Sayılı Kanun Öncesi ve Sonrası  İnşaat Sektörü Uygulamaları

Yapı işleri raftan satın alınabilen bir nihai ürün değildir ve çalışmalar genellikle açık alanda yürütülür. Ayrıca teknolojik, finansal ve hatta politik risklerle…

Yapı işleri raftan satın alınabilen bir nihai ürün değildir ve çalışmalar genellikle açık alanda yürütülür. Ayrıca teknolojik, finansal ve hatta politik risklerle birlikte zamansal kısıtları bulunan çok özel sözleşme şartlarına sahip olabilir. Bunun dışında bir inşaat projesinde birçoğu daha önce birlikte çalışmamış çok sayıda insan ve disiplinin, inşa etmek ve bunu denetlemek için yüksek uzmanlık kullanım ihtiyacı ve yoğun eğitimsiz emek kullanımı yapı iş kolunu çok bilinmeyenli karmaşık bir denklem haline getirmektedir. Tüm bu özelliklerinin benzersizliği ve zorluğu nedeni ile diğer sektörlerden belirgin şekilde ayrılır.

Öte yandan girdi sağlayan sektörler ve çıktıları ile birlikte yaklaşık 200 sektöre etki eden ekonominin neredeyse kilit taşı pozisyonundadır.

2021 yılı SGK istatistiklerine göre inşaat sektöründe 197.775 iş yeri ve bu işyerlerinde istihdam edilen 1.630.678 çalışan bulunmaktadır. İnşaat sektöründe her 100 bin çalışanın 3.567’si iş kazası geçirmekte ve iş kazası sonucu ölüm oranı 100 binde 23,7’dir. Türkiye geneli iş kazası geçiren çalışanların yaklaşık %11’i, meslek hastalığına yakalanan çalışanların yaklaşık %3’ü, ölümle sonuçlanan iş kazalarının %28’i inşaat sektöründedir.

Ayrıca 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı kanun sonrası 2021 yılına kadar olan veriler incelendiğinde Türkiye geneli iş kazalarında ve inşaat sektöründeki iş kazalarında istikrarlı bir azalmadan ziyade ekonomik koşullara bağlı bir dalgalanma görülmektedir.

İnşaat sektöründe kazaların yoğunlaşması, inşaat işlerinde yoğun bedensel gücüne ihtiyaç duyulması, çalışma alanlarının sürekli değişkenlik göstermesi sebebiyle işçilerin kolay adapte olamaması, eğitimi düşük bir kesimin inşaat sektöründe istihdam edilmesi, inşaat firmalarının kurumsallıktan uzak küçük ölçekli işyerleri olması gibi yukarıdaki paragraflarda da bahsetmeye çalıştığımız pek çok nedene bağlanabilir.

4857 sayılı İş Kanunu 2003 yılında yürürlüğe girmiş son iş kanunudur ve İSG’ ye kapsamlı bir şekilde yer vermiştir ancak bu kanunun AB normlarına uymaması ve İSG özelinde bir kanun bulunmaması nedeniyle 30/06/2012 tarihli ve 28339 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir.

Bunun dışında inşaat iş kolunda İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili hususlar Avrupa Birliğinin 92/57/EEC sayılı Konsey Direktifi esas alınarak hazırlanan ‘Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’ ile hüküm altına alınmıştır. Mevzubahis yönetmelik, yapı işlerine dair yapılan tüm çalışmalarda iskelelerde genel tedbirler, iskelelerde uygulanması gereken özel tedbirler, el merdivenleri, tesis, makine, ekipman, kazı işleri, kanal işleri, tünel işleri, beton dökerken dikkat edilmesi gereken hususlar, yüksekte çalışma kuralları, şantiye kuralları gibi pek çok konuda madde bulundurmakta ve uygun çalışma şartlarını açıklamaktadır. Bu yönetmelikle birlikte proje yöneticisi veya sorumlusu tanımı sektöre yeni bir kavram olarak kazandırıldı. Ayrıca inşaat faaliyeti başlamadan önce yetkili kamu kurumlarına bildirim yapılması zorunluğu getirildi. İnşaat projelerinin niteliğine, çalışma koşullarına ve uygulanacak tekniklere göre yani her yapı projesine özgü sağlık ve güvenlik dosyası hazırlanması, sağlık ve güvenlik planları yapılacak ve bu projelerin tasarım, hazırlık ve uygulama süreçlerinde de sağlık ve güvenlik uzmanı-koordinatörü görevlendirilmesi zorunluluğu getirildi.

31/12/2018 de 30642 sayılı Yapı İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ in yürürlüğe girmesi ile yönetmelik köklü sayılabilecek değişiklik ve ilavelere sahip oldu. Teknik terim ve bazı ifadelerin düzeltilmesi dışında en büyük değişiklik ise yönetmeliğin 5 numaralı ekinde gerçekleştirildi. Ek 5’ te yüksekte çalışma ile ilgili teknik bazı erişim ve güvenlik ekipmanları ele alındı ve hatta gereklerin çerçevesinin belirlenmesinde standartlardan resim ve bilgiler kullanıldı (ön yapımlı bileşenlerden oluşan cephe iskeleleri, geçici kenar koruma sistemleri (korkuluk sistemleri), sütunlu çalışma platformları (cephe platformları), yaşam hatları (ankraj hatları), geri sarmalı düşmeyi durdurucular, güvenlik ağları). Daha önce muhtelif yönetmeliklerde standartlara atıflar yapılmış olmasına rağmen standartlarda yer alan bilgilerin yönetmelikte yer alması ve bu standartların tedarik, montaj ve kullanım gibi süreçlerde güvenlik gereklerinin neler olduğu ile ilgili detaylar içermesi nedeni ile bu oldukça detaylı bir ek olarak değerlendirilebilir.

Kanun ve yönetmelik(ler) de yapılan tüm olumlu değişiklik ve iyileştirmelere rağmen mevzuattaki değişikliklerin iş kazası ve meslek hastalıkları ve yapı iş kolunda ölümlerin azaltılmasına gözle görülebilir çok fazla katkı koyamadığından daha önce bahsetmiş idik. Bu bağlamda atılabilecek olan ilave adımlarda ise özellikle kamu projelerinin İSG açısında örnek teşkil edecek şekilde planlanması, ihale süreçlerinde İSG yeterliliklerinin bulunması ve İSG’ nin bir maliyet kalemi olarak proje bütçesinde yer almasının sağlanması, hazırlanacak olan iş programlarında işin güvenli şekilde gerçekleştirilmesine olanak verecek zamanın ayrıldığının proje planlama aşamasında teyit edilmesi, yapı iş kolunda imalatın planlanmasından uygulamaya konulmasına kadar olan her aşamaya İSG’nin entegre edilmesi ve İSG’nin sadece İş Güvenliği Uzmanı sorumluluğu olarak görülmekten çıkartılıp tüm çalışma ekibine bu bağlamda rol ve sorumluluklar delege edilmesi, aktif denetim mekanizmalarının işletilir durumda tutulması gibi pek çok kombinasyonun bir arada kullanılması gereklidir.

Beste Arslan Ardıç